Back to İstanbul

IMG_0070

Maçın sonucu pek istediğimiz gibi olmadığı için dönüş yolculuğunda blog yazmak yerine uyumayı tercih ettim🙂 Şimdi Real Madrid izlenimlerini aktarmaya hazırım.

Salı gününden itibaren Galatasaray taraftarı Madrid sokaklarını ele geçirmeye başladı. Bütün meydanlarda toplaşan ve bağrışan Galatasaray taraftarlarını görmek mümkündü. Galatasaray yönetimi ile aynı otelde kaldık. Otelin büyük çoğunluğu bizim gibi maç için gelenlerdi. Ünal başkanı gören herkes, sevgi gösterisinde bulundu. Hatta başkan yukarı çıkmak için asansör beklerken, aşağı inen Galatasaraylılar başkanım sizinle aynı asansörde olmak sereftir, size eşlik edelim diyerek asansörden inmediler🙂

Yemek için önceden bir araştırma yapmıştık. Güzel olduğu söylenen yerlere rezervasyon yaptık. Tabii ki gittiğimiz her yerde %90 popülasyon Galatasaray taraftarıydı. Salı akşamı yemek için gittiğimiz yerde, bir grup kapıda sohbet ettik bir süre, yanımızdan geçenler ‘Ahaa, cemaat bizden’ diyerek yanımızdan geçiyordu. Bir süre sonra hepimiz maç üzerine sohbet ederken bulduk kendimizi.

Ertesi gün öğlen yemeğine gittiğimiz yerde de aynı senaryo geçerliydi. Türkler masaları doldurmuş, söyledikleri marşlar ile sokakları şenlendiriyorlardı. Uzun zamandır görmediğim arkadaşlarımı bu ortamda görmek güzeldi. Hatta yeni baba olan bir arkadaşımı da bu vesile ile tebrik etmiş oldum🙂

Madrid’liler maçı pek önemsemiyorladı doğrusu. Ne bir bayrak, ne bir heyecan görünürde bir şey yoktu. Atletico Madrid taraftarı servis şöförümüz, Real Madrid taraftarının ruhsuz olduğundan bahsetti. ‘Çok Galatasaray taraftarı olacak, Madrid’liler arasında olay çıkar mı?’ diye sorduğumuzda ‘Galatasaray’lılar Madrid’lileri döver o kadar ruhsuzdurlar’ diye cevap verdi. Kendisinin kimi desteklediğini sorduğumuzda bütün Atletico’lular Galatasarayı destekler dedi, hatta Barcelona’nın tamamı bu akşam Galatasaraylıdır dedi.

Maç için erkenden yola çıktık. Stadın 85.000 kişilik olduğunu bildiğimiz için erken gidelim kalabalığa kalmayalım dedik. Giriş kapımızın önüne geldiğimizde saat 19:15’di ve kapılar daha açılmamıştı. Zaten ortada bizim gibi erken gelen Galatasaraylılardan başka kimse yoktu. Kapılar 19:30 gibi açıldı. Tam bu sırada uzakta Real Madrid otobüsü belirdi. Tabii ki Galatasaraylılar hemen otobüse doğru koşarak, Real Madrid ekibini yuhladılar🙂 Stada girdiğimizde yerimizi bulmamız biraz zaman aldı. Adım başı görevli olmasına rağmen bizim yeri bilen kimse yoktu. İngilizce bilmedikleri için anlaşmak da pek mümkün olmadı. Biraz dolandıktan sonra kendi çabalarımız ile yerimizi bulduk.

Staddaki yerimiz, Madrid kulübünden kiraladığımız bir locaydı. Bernabeu stadında 241 tane değişik boyutlarda loca varmış. Bütün localar kapalı, önlerinde açık bir alan yok. Camekan arkasında maçı seyretmek, atmosferden ufak kalmanıza neden oluyor. Biz kapımızı açık bırakıp, kapı önünde seyrederek bu engeli biraz aştık. İçeride misafirler için her türlü yiyecek-içecek ikramı ve 2 kişilik bir ekip hazırdı. Loca’nın lüks bir otel odasını andıran büyüklükte bir de özel tüvaleti vardı. Oturduğumuz yerin önünden sürekli insanların geçmesi sahayı görmemize biraz engel oldu ancak maç başladığında güvenlik görevlileri o kısımda kimsenin durmasına izin vermedi.

Stada ilk girdiğimizde sadece Galatasaray taraftarları vardı. Kale arkasındaki en tepe nokta deplasman tribünüydü, bunun dışında da pek çok yerde Galatasaray taraflarını görmek mümkündü. Bernabeu stadı bir çok kez büyütülmüş. Sanırım bu yüzden biraz yamalı bohçaya dönmüş. Stadın her yeri kapı. Tam 55 tane kapıdan giriş çıkış yapıyorsunuz. Yerimizi hemen bulabilseydik aslında kapıdan girip yerinize gitmek 3 dakikanızı almaz. Giriş ve koltuklar çok yakın. Geniş merdivenler var ve çok fazla sayılara göre gruplama yapılmış. Ancak üst tribünlere çıkmak için 4 yanda bulunan kulelerden çıkmak gerekiyor. Üst taraflar Arena gibi epey dik. Oradan maç seyrekmek için dürbün gerekebilir. Stadın üstü de doğru dürüst kapalı değil. Maç başlamadan biraz yağmur yağdı ve stadın büyük kısmı ıslandı. Scoreboard olarak kullanılan 2 ekran ise kale arkalarının en üst kısmında yer alıyordu. Ya stad çok büyüktü, ya da ekranlar çok küçüktü. Kısacası pek etkileyici bir stad değildi. Ben Schalke’nin stadını daha çok beğendim.

Real Madrid taraftarı maçın başlamasına 10 dakika kala gelmeye başladı. Biz stad dolmaz derken, maçın başladığı sırada %95 doluluk oranını yakaladı. Madrid taraftarı gerçekten ruhsuz. Sadece kale arkasında ufak bir grup var, onlar kendi çaplarında renkli bir grup. Beyaz t-shirtleri koltukların üzerinde hazırdı. Bayrakları ile geldiler. Takımlarını desteklediler. Hatta bir ara ayağa kalkıp sırtlarını sahaya dönerek hoplayıp zıplamaya başladılar. Stadda gol olduktan sonra bir gol anonsu veya golcü anonsu olmadı. Sadece taraftarlar goool diye sevindikten sonra takımlarını alkışladılar. Staddaki en etkileyici an, kaçan bir golün ardından çıkan ‘uhhhhhh’ sesi🙂

Galatasaray taraftarları hem çok tepede bir yerde oldukları hem de 2 gündür buldukları her fırsatta bağırdıkları için maç sırasında pek sesleri duyulmadı. Sadece Real Madrid sahaya ısınmaya çıktığında takımı ıslıklayarak Madrid’li futbolcuları nerede oldukları hakkında şaşırttılar. Adamlar kendi sahalarında hem stada girerken hem ısınmaya çıkarken ıslıklandılar. Maçın başlama düdüğüyle durum değişti. Bizimkiler ne zaman bağırmaya başlasalar Madridliler bastırmayı başardı.

Gördüğüm tek gereksiz durum maç esnasında bizimkilerin meşale yakarak, tüm stadın tepkisini çektiği andı. Hele yanan meşalelerden birini alt kata atmaları ve orada ufak çaplı bir alev çıkarması utanç verici bir durumdu. Tüm Madridliler bu duruma çok sert tepki gösterdi.

Maçı hepimiz gördük zaten. Ronaldo, Özil, Di Maria çok iyi oynadı. Ronaldo’nun zaten iyi futbolcu olduğunu biliyorduk. Adam PES oynuyormuş gibi rahattı. Çıplak gözle seyretmek de farklı oluyor, neden Ronaldo olduğunu anlıyorsunuz. Kendi korner çizgisinden başlattığı atakta son vuruşu gene kendisi yapıyor. İnanılmaz bir fiziksel üstünlük. Özil gizli kahraman. Çok iyi oynadı, oyundan alınırken bütün stad ayakta alkışladı. Khedira, bütün maç Selçuk’un tepesindeydi. Ramos ise Burak’a nefes aldırmadı. Buna rağmen hem Drogba, hem de Eboue ile güzel pozisyonlar bulduk. Real Madrid karşısında bu pozisyonları atmak lazım.

Maç sonunda da 85.000 kişilik stad 10-15 dakikada boşaldı. Haber sitelerinde Galatasaraylılar ile polis arasında bir gerginlik olduğunu gördüm. Bizim gözümüze çarpan bir şey olmadı.

Maç öncesi konuştuğumuz bir Madrid taraftarı çok fazla Galatasaray taraftarı olduğunu söyledi. Kendisine sorduk bundan daha kalabalık deplasman takımı gördünüz mü diye, Bayer Leverkusen taraftarları bizden de kalabalıkmış. Stadın tam tamına yarısını Leverkusenliler doldurmuş. Eh tabii vize dertleri yok🙂

Schalke maçı ile kıyaladığımda ben Schalke stadını ve atmosferini daha çok sevdim. İlginç ama İspanyollar değil, Almanlar bizim gibi erkenden maça gidiyorlar, yiyip içip sohbet ediyorlar. Maç sonrası Madridliler hemen dağılırken, Almanlar sosyal alanlarda toplanmış bir yandan biralarını içerken bir yandan maç özetlerini seyrediyorlardı.

Son olarak, Türkçe konuşan çingene dilencilerden bahsetmek istiyorum. Her taraftan ‘abi bir ekmek parası’ nidaları yükseliyordu. Konuştuğumuz bir tanesi Dolapdere’den gelmiş, diğeri Bulgar çingenesi. Avrupa Birliğine girince bir şekilde Madrid’e gelmiş.

Galatasaray’ın macerası için bitti diyebiliriz. Artık babamın takımı Fenerbahçe’yi destekliyorum. Keşke Lazio deplasmanına gidebilseydik, artık yarı finale kısmet. Amsterdam için de şimdiden uçak bileti bakmaya başladım.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s