İniş için alçalmaya başladık…

Uçak yolculuklarını hep sevmişimdir. Havada olma hissi kadar bana yarattığı zamanı da seviyorum. Eğer uzun bir yolculuk yapacaksanız, okumak istediğiniz bir kitap, rapor veya bazı şeyleri düşünüp karar vermek için bulunmaz bir fırsat. Sizi bölen ne bir telefon ne bir mail ne bir tweet. Mesela şu anda blog yazmak için bu fırsatı değerlendiriyorum. 
 
Uçuş merakı çoçukluğumdan geliyor sanırım. İlkokul birinci sınıfta öğretmen tüm sınıfa ne olacaksınız diye sorduğunda ‘Astronot’ demiştim. Hatta nasıl olacaksın Türkiye’de yok ki dediğinde, NASA’ya gidip olacağım demiştim. O zaman kendi çapımda baya bir araştırma yapıp, yol haritamı çizmişim. Bu hikayenin gerisi başka bir yazı konusu🙂
 
Bir aralar uçak seçerdim, 747-400’e binmedim, hangi havayolu oraya 747 ile gidiyor diye bakar öyle bilet alırdım. Artık o kadar manyak değilim, daha çok direkt uçuş var mı yok mu diye bakıyorum, aktarma yapmak bütün keyfi yok ediyor. Gene de A380’e binmek için bir fırsat kolluyorum. 
 
Uçmanın en büyük sıkıntısı Havaalanında güvenlik geçişleri. Rock konserine gider gibi 80 zımbalı bot giyip, sonra neden ötüyorum diye güvenliğe kızanlar, saat, kemer, çakmak, bozuk para dörtlüsünün her bir elemanını ayrı ayrı bırakmak, sonra bir de uzun kuyruk olduğu için şikayet edenler büyük eğlence yaratıyorlar. Herkes ötecek şeyleri önceden el/sırt çantasına koysa, basit bir ayakkabı giyse ve en önemlisi bilgisayarını önceden çıkarmayı akıl etse çok daha hızlı geçebiliriz güvenlik kontrollerinden. 
 
Uçak içi eğlence ise başka bir konu. Uçakta uyuyamadığım için kendimi meşgul edecek bir şeyler yanıma almış olmam çok önemli. Son zamanlarda taşıdığım cihaz sayısını epey azalttım. Artık sadece Mac Book Air ve Shure noise cancelling kulaklıklarımı yanıma alıyorum. Bu ikili beni en uzak yolculuklarda bile oyalıyor. 10 sene önce diz üstü bilgisayarım için yedek pil bile aldığımı hatırlıyorum, 2 pil ile 5-6 saat ancak kullanabiliyordum. Yeni nesil uçaklardaki kabin eğlence sistemleri de çok iyi, aslında yanınıza bir şey almanıza gerek bile yok. Bir sürü film, dizi, müzik kanalı arasından mutlaka bir şeyler buluyorsunuz. Hatta eğer THY ile uçuyorsanız, LigTV’den canlı maç yayınlarını bile izleyebiliyorsunuz. Galatasaray-Fenerbahçe maçını uçakta seyretmek çok keyifli olur, bunu mutlaka yapmalıyım. 
 
Avrupa uçuşlarını neden sevmediğimi hatırladım, kısa sürüyor. İşte bu kurtarılmış zaman dilimini bitiren anons geldi, ‘İniş için alçalmaya başladık’…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s